28 Şubat 2012 Salı

Con la crisi gli italiani tornano parsimoniosi..*




* Krizle beraber İtalyanlar tekrar cimri olmaya başladı.
Buna ne denir , darısı başımıza. Biz de gurur duyarak kredi kart harcamalarımızın Yunanistan ekonomisinin kaç katıymış onunla kafa bulalım. Şimdi ekonomist olmadan da sanırım bazı konularda ahkam kesebilirim her ne kadar kendi ekonomimin de durumu pek iç açıçı olmasada içimi dökmeliyim.

Yahu be basın mensupları nasıl ekonomisi batmış bir ülkenin durumunu kıstas alıp üstüne kredi kartı harcamanla gurur duyarsın. Bu milletin borcunu ödeyemediğinden haberiniz yok mu? İnsanlar borçla borç ödemeye başlamışsa sen hükümet olarak ne yapıyorsun ya sen basın nasıl hala hiç birşey yok güllük gülistanlık hayat çizersin. Cahil halkı kandırıp sonunu getirdiniz ...........Sonra yalandan haberler yok ihracat bilmem kaçıncısı eeeee o rekoru kıran firma % 100 Turk mü ?

Sonuç ben derim ki keşke bizde İtalyanlar gibi ayılsak ve cimrileşmeye başlasak.....Madem hükümetin ve basının halkın yanında olmadığını görüyoruz bari biz kendi kendimizi kurtaralım.
Yani şu yukarıda ki resimdeki adam gibi tehlikedeyiz de atlayıp öbür tarafa geçelim kurtulalım artık.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Quotes.........


Bu soruya cevap verebiliyor olmak demek ben ce şanslı azınlıktansınız demek. Gerçekteeeen eminmisin? deyince hepimiz bir an da olsa duraksarız.


Peki, buna ne demeli. Her zaman hatırlamak istediğiniz şey nedir. İlkler mi? Benim için çocuklarımın doğumundan sonra onları ilk gördüğüm an. O anlatılamaz anne oluyorsun , bunu ben mi doğurdum diyorsun... İçinde gerçekten bir patlama oluyor ve o anda o şiş ve kıpkırmızı olan bebek sana dünyanın en güzeli gibi gözüküyor. O anı asla unutmak istemem.


Bu sanki 35 ten sonra bir anda yukarıdan yüce bir güç tarafından insanın kafasına balyoz gibi inen bir duygu. Benim yaşım elvermese de yakınlarım anlatıyor : ) Hatta ileriye gideyim bir arkadaşım demişti ki: " Eğer birgün öğretmenler ve polisler sana çok genç gözüküyorsa bil ki sen artık yaşlandın ve unutma ki hayat çok hızlı akıyor." fazla söze gerek yok sanırım.


Zor ama arayan cevabını çabuk bulur. Benim ki çok özel ............



Ooooooooooooooo okadar çok ki nereden başlasam. Ama sanırım beni en çok avamlık kızdırıyor. Adab bilmemek olmuyor affedemiyorum.



En güzelini sona sakladım. Keşke ŞİMDİİİİİİ diyebilsem. Ama zamanı var zamanı......

DONT MISS A............



Müthiş bir foto ve ben mutlaka paylaşmalıyım dedim. "AN I YAŞA" diye bas bas bağırmıyor mu?
Kaçırma hiçbir şeyi ve herşeyden zevk almasını bil.Unutma hayat çok hızlı akıp geçiyor : )

24 Şubat 2012 Cuma

THOSE WERE THE DAYS MY FRIEND.........

WE TOUGHT THEY NEVER END..............................


O ZAMANLARI ÖZLEMEYEN VAR MI?


HADİ BU HALA VAR DİYELİM AMA ORJİNALİNİ ZOR DUYAR OLMADIK MI?



 ŞÜKÜR Kİ TÜRK MİLLETİ HERŞEYİNDEN VAZ GEÇER AMA MANGALINDAN ASSSLAAAA

KOMİK AMA DÜŞÜNDÜRÜCÜ............... HEPİNİZE ÇOK GÜZEL BİR HAFTASONU DİLİYORUUUUUMMMM...........................ENJOYYYYYYYYYYYYYYY.

Ego ...........




Guy Laramee..........



Bilmecemde ki sanatçının bir başka çalışması.

İnanılmaz değil mi?


İnsan kitaplara da acımıyor değil hani ama çıkan iş müthişşşşşş

Sanatçının adı Guy Laramee Merak edenler için paylaşayım dedim . Kendi adına web sayfası da var bilginize..... Bu eski hardcover kitaplar onun elinde sanat şaheserine dönüşmüş bence.


Sanata sanatçıya dil uzatanlar ve hatta uzatmayı düşünenlerin dili kopsun. İnsan bu yaratıcılığa şahit olunca nasıl karşısında saygıyla eğilmez. Yanlış anlaşılmasın Guy Laramee ye bizden laf atan falan olmadı ben sadece tüm sanatçıları savunmak adına sarf ettim bu sözleri.
Bu çılgın ve yaratıcı insanlardan birisi daha var ki oda benim üniversiteden arkadaşımdır . Onu da paylaşmam lazım. Ebru Özseçen "Gerçek aşk gönül işi" adlı sergisi Rampa İstanbul da 02-07 mart Tel :02123270800 Enjoy....

23 Şubat 2012 Perşembe

MAKE IT HAPPEN..............



Çok eskiden okuduğum ve bugün adını bile hatırlamadığım bir kitap vardı. Kitabın kahramanı maceraperest dünyayı görme aşkıyla yanan bir kadındı. Kendine hedef koymuştu yanlızca hayatının 4 senesini kendine ayıracaktı.
Önce dünyada görmek istediği yerleri gidebilirse gidip  gidemezse de o şehirle  ilgili bulabildiği herşeyi okuyacaktı. Bu ilk hedefiydi. Zamanı geldi dediğinde ise seçtiği 4 ülkenin ilk sırada olanına tam bir seneliğine orada yaşamak üzere gidecekti.
Kadın bu işi gerçekleştirirken inanılmaz bir azim ve sabır gösterdi. Sonuçta başardı da. Araya tatsız olaylar girse de hayatında kendisiyle ilgili olan tek hayalini gerçekleştirmiş oldu. Macera dolu ve insana yapmak lazım dedirten bir kitaptı keşke adını hatırlayabilsem. Okunası bir kitaptı.....


Nereden çıktı bilemem ama içimden geldi. Ben paylaşayım üzerine de kimse alınmasın.
Have fun ...............